Uzun süredir, gizliden gizliye Başbakan’ın Bağdat gezisine hazırlanılıyor. Gizli tutulmasının başlıca nedeni güvenlik. Belki kesin günü son ana kadar da açıklanmayacak.
Bu geziye tüm taraflar çok önem veriyor.
En başta, Maliki hükümeti geliyor.
Türkiye, şimdiye kadar Bağdat’a en yüksek düzeyi Dışişleri Bakanı olmak üzere, hep teknik heyetler yolladı. Buna karşılık, Irak hem Cumhurbaşkanı (Talabani), hem de Başbakan (Maliki- iki defa) olmak üzere Ankara’ya resmi ziyaretlerde bulundular.
Erdoğan da, bu ziyarete önem veriyor.
Hem Maliki hükümetine destek, hem de ekonomik ilişkileri geliştirmek için anlaşmalar imzalanacak.
Türkiye’nin Irak politikası eskiden, daha çok PKK’ya endeksliydi. Görüşmelerin büyük bölümü PKK konusuna ayrılırdı. Artık, bu yaklaşım değiştiriliyor.
Ankara’nın temel politikası, Irak’ın tümüyle ilgilenmek, bu ülkeye istikrarın gelmesine katkıda bulunmak ve ekonomik işbirliğini genişletmek.
Bu amaçla birkaç önemli adım planlanıyor:
1. STRATEJİK İŞBİRLİĞİ KOMİSYONU:
Türkiye ile Irak arasında ilişkileri daha da sıkılaştırmak ve bir düzene sokmak için, Stratejik İşbirliği Komisyonu kurulacak. Başbakanların başkanlığında, dışişleri, ekonomi ve enerji bakanlarının katılacakları komisyon, ilişkilerin tümünü yönetecek.
Siyasi konuların başında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kuzey Irak sınır boyundaki operasyonları var.
Irak yönetimi, başbaşa konuşmalarında, PKK’ya vurulan darbelerden şikayet etmiyorlar, ancak geniş katılımlı toplantılarda, rahatsızlıklarını açıkça belirtiyorlar.
Diğer tartışma konusu da Kerkük referandumu olacak. Türk heyeti, referandumun sakıncalarını anlatacak.
2. BAYRA’DA TİCARET MERKEZİ:
Türkiye, enerji işbirliğini arttırmak istiyor. Bu alanda, Irak enerji alt yapısının modernizasyonuna yatırıma ve yeni sahalarda petrol aramaya talip.
Sadece enerji değil, genel ticareti arttırabilmek için Basra’da bir merkez açılacak. Bu ülkenin tüm dış ekonomik ilişkisini, Amerika’ya bırakmamak ve komşuluk payını alabilmek için bir dizi proje hazırlanıyor.
3.HER GRUP İLE TEMAS:
Türkiye’nin bu yeni yaklaşımının bir diğer yanı da Irak’taki her kesimle teması kapsıyor.
Irak’taki durum eskisi gibi değil.
İlk başlarda katı bir Sunni, Şii çatışması vardı.
Sunniler Şii hükümetini protesto için seçime girmediler.
Kürtler de siyasi boşluktan yararlanarak, Bağdat yönetiminde ağırlıklı bir konuma geldiler.
Başbakan yardımcılığı, Dışşileri bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığını elde ettiler.
Sunni kesim, seçim boykotunun bir işe yaramadığını gördü ve ekim ayındaki yerel seçimlere gireceklerini belirttiler.
Böylece, ilerde merkezi hükümette ağırlıklarını arttıracaklar.
Türk heyeti, Bağdat gezisinde, sadece resmi hükümetle değil, tüm Sunni ve Şii gruplarla da konuşacak.
Zaten en çok dikkat çeken, hem Sunni, hem de Şii’lerle iyi ilişki sürdüren ve sözünü dinleten tarafın Türkiye olması.
Bu ziyaret işte bu açılardan büyük önem taşıyor.
ERDOĞAN ERBİL’E DE UĞRAMALI...
Başbakan’ın Bağdat ziyaretinin sonunda, Ankara’ya dönüş yolunda birkaç saatliğine dahi olsa, Erbil’e inmesi ve Barzani ile el sıkışması, PKK’ya karşı cephenin güçlenmesi açısından çok doğru adım olmaz mı?
ABD Başkan yardımcısı Cheney gitti, neden Erdoğan gitmesin?
Yeni başlatılan dönem perçinlenir. PKK’ya karşı mücadelede yönetim daha cesaretlendirilir.
Böyle kısa bir ziyaretin, Kuzey Irak yönetimi ile Türkiye ilişkilerine büyük bir ivme kazandıracağına eminim.
Ankara ise, Başbakan’ın böyle bir ziyaretine siyaseten hazır olmadığına, vaktin henüz erken olduğuna inanıyor.
Türk-Irak ilişkilerini yakından yönlendiren yetkililer, “Barzani ile aramızda yeni bir dönem başladı.
Bize, sırtlarını İran’a dayamak istemediklerini açıkça söylediler.
Bizde tutumumuzu esnekleştirdik. Ancak, daha karşılıklı atılması gereken adımlar var” diyorlar.
Barzani yönetimi, havaalanı, sınır kapıları ve kampların bulunduğu bölgelere (Kandil başta olmak üzere) kontrol noktaları kurarak, PKK’nın hareket yeteneğini belirli oranda kısıtlamış durumda.
Hatta, bir süre önce, Avrupa’dan gelen iki PKK yöneticisinin ülkeye sokulmayıp geri yollanmaları örnekler arasında sayılıyor.
Ankara yeni adımlar atmadan önce, Barzani yönetiminin bu kontrolleri sıkılaştırmasını ve PKK’yı hiç değilse sadece Kandil dağına hapsetmesini bekliyor.
Barzani’nin bir yetkilisiyle konuşurken, aynı soruyu sordum. “Bizim PKK ile silahlı bir mücadeleye girmemiz söz konusu değil” dedi ve şu ilginç açıklamayı yaptı:
“... Bizim köylerimize ve halkımıza zarar vermediğiniz sürece, askeri bombardımanlara artık göz yummaya başladık. Ancak, bu yol kontrollerini daha da sıkılaştırmamız, Ankara ile diyalogumuzun da gidişine bağlı...”
Barzani de birşeyler yapmak istiyor. Ankara ile ilişkileri geliştirmeyi arzuluyor, ancak bunu karşılıklılık temeline oturtuyor.
Türkiye, Kuzey Irak yönetimiyle ilişkilerini düzeltmekte doğru bir adım attı. Fakat bu noktada kalınmamalı. Temaslar arttırılmalı ve karşılıklı diyalog yaygınlaştırılmalı.
Bu açıdan bakarsak, Erdoğan’ın Irak’a resmi ziyaretinde, birkaç saatliğine dahi olsa Erbil’e uğramasında ben hiçbir sakınca görmüyorum.
Tam aksine, PKK’yı köşeye sıkıştırma açısından çok doğru bir adım olur.